ERCİYES ZİRVESİ-1 "İKLİM, SU, GIDA VE GÜVENLİK"
Kayseri Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Erciyes Üniversitesi, Orta Anadolu Kalkınma Ajansı ve Büyük Sanat Vakfı işbirliğinde “Erciyes Zirvesi-1 İklim, Su, Gıda ve Güvenlik” programı düzenlendi. Sabancı Kültür Sitesi’nde düzenlenen programa, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Vali Gökmen Çiçek, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Ayşe Böhürler, Murat Cahid Cıngı, Bayar Özsoy, Dursun Ataş ve Şaban Çopuroğlu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri Ticaret Borsası Başkanı Recep Bağlamış, Kayseri Sanayi Odası Başkanı Mehmet Büyüksimitci, ilçe belediye başkanları, daire müdürleri ve davetliler katıldı. Programın açılışında konuşan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, “Bu Erciyes Zirvesi'nin birincisi. Bu zirveyle şehrimizin önemli değerleri Mimar Sinan, Seyyid Burhaneddin Hazretleri gibi örnek isimlerin yanı sıra sahip olduğu eğitim, öğretim kuruluşlarıyla kültürel ve akademik potansiyelimize, ulusal ve uluslararası bir güç kazandırmak, bunun kalıcı ve şehrimizin simgelerinin bir hale gelmesini sağlamak, amacıyla yaptığımız çalışmanın çok önemli ve değerli olduğunu görüyoruz. Buna inanıyoruz. Sadece sanayi, ticaret, sağlık ve eğitim hizmetleri değil, bunun yanı sıra bir zirveyle de simge bir faaliyeti hayata geçirmek için gayret gösteriyoruz. Bu zirvenin konusu malumunuz olduğu üzere iklim, su, gıda ve güvenlik. Bu konuları bugün tartışacağız. İklim değişikliği çevresel bir mesele olmanın ötesinde çağımızın en önemli güvenlik meselelerinden biri haline geldi. Gıda, enerji ve su günümüzün en kritik güvenliğini oluşturmaktadır. Malumunuz Orta Doğu'daki gerilime, çalışmaya bağlı olarak Kıbrıs Boğazı'ndaki sevkiyatın aksaması nedeniyle bütün dünyada ciddi bir enerji ve gıda krizi meydana gelmiştir. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre onlarca ülke şu anda sert tasarruf tedbirleri uygulamakta. Bu maliyet arz meselesini dengeleyebilmek bakımından ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Dünyada su, iklim ve gıda konularının merkezde olduğu çok önemli uluslararası etkinlikler yapılmakta. Bunlardan birkaçı İstanbul'da mayıs ayında yapılan uluslararası su forumu. Madrid'de küresel su zirvesi yine mayıs ayında yapıldı. Yine Roma'da mayıs ayında gerçekleştirildi. Bunların hepsinin küresel ölçekte masaya yatırıldığı bir dönemdeyiz.Artık ulusal olmaktan çıktığı uluslararası işbirliğine gerekli olduğunu hep beraber görüyoruz” dedi.
BAKAN MURAT KURUM: İKLİM DEĞİŞİRKEN EN ETKİLENEN BAŞLIKLARDAN BİRİ SUDUR”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da, “Çocuklarımızın, vatanımızın ve insanlığımızın ortak geleceğini, iklim krizini konuşmak üzere bir aradayız. Hulusi Paşam, Ayşe Böhürler vekilimiz gerçekten yoğun uğraşlarla bu zirveyi düzenlediler. Ben kendilerine teşekkür ediyorum. Tabii bugün iklimi Anadolu'nun irfanıyla, bilimin ciddiyetiyle ve hayatın içinden gelen örneklerle ben de dilim döndüğünce anlatmak istiyorum. Zirvenin başlığı son derece isabetlidir. İklim, su, gıda ve güvenlik. Bugün bu 4 başlıkta aslında değerli dostlar düzen bozulmuştur. İklim değişirken ilk etkilenen başlıklardan biri sudur. Çünkü kuraklık küresel bir mesele haline gelmiştir. Üstelik bu mesele artık çiftçinin veriminin azalması, şehirlerinin yine içme suyu güvenliğinin zorlanması, sanayinin üretim kapasitesinin etkilenmesi gibi sonuçlarla karşımıza çıkıyor. Su zayıfladığında ikinci büyük baskı gıda üzerinde oluşuyor. Çünkü iklim değişikliği toprağın verimini, ekimin zamanını, ürünün desenini ve gıda arzını doğrudan etkiliyor. Haziran ayı içerisindeyiz. Hala işte tarlaların sararmadığını görüyoruz. Üstelik gıda meselesi sadece bir ekip biçme meselesi de değildir. Aile bütçesidir. Çocukların beslenmesidir. Çiftçiliğin emeğidir. Pazarın fiyatıdır. Aslında toplumun huzurudur. Su ve gıda baskısı arttığında işte asıl büyük acı başlar. Güvenlik krizi karşımıza çıkar. Çünkü su zayıflarsa üretim zayıflar. Üretim zayıflarsa gıda baskısı artar. Gıda baskısı artarsa sosyal huzur ve emniyet kökünden etkilenir. İşte biz bugün burada iklimi konuşurken sadece havayı değil suyu, toprağı, sofrayı, üretimi, şehirleri ve insanlığın ortak güvenliğini burada konuşuyoruz” şeklinde konuştu.
“SUYUNU İNCİTEN SOFRASINI VE TOPRAĞINI İNCİTİR”
Sözlerini sürdüren Kurum, şöyle konuştu: “Dünya Meteoroloji Örgütü son raporu 2015-2025 yılları arasını en sıcak 10 bin yıl olarak değerlendiriyor. Bu rakamlar krizin büyüklüğünü bize net bir şekilde gösteriyor. Ama insanın nasıl davranacağını asla rakamlar belirlemez. Orada ahlak, medeniyet ve duruş devreye girer. Ne diyordu Hacı Bektaş Veli? ‘İncinsen de incitme’ Çünkü tabiatı inciten insan kendi geleceğini de incitir. Suyunu inciten sofrasını ve toprağını incitir. Bereketini ve havayı inciten nefesini incitir. İşte görüyoruz, hep birlikte yaşıyoruz her yıl. Sağ olsun tarım bakanımız koşuyor. Şimdi hazırlıkları yaptılar. İstemeyiz orman yangını çıksın ama devletimiz, orman kahramanlarımız bir yaz boyu mücadele için koşuyorlar, koşturuyorlar. Sayın bakanımız da nerede bir orada orman yangını olsa bizzat başında süreci takip ediyor. İşte sel sularına bakıyoruz, kentlerimizi vuruyor. Konya'nın kalbinde, yine bölgemizde dev obruklar. Manzara denizinde daha önce müsilaj gördük mü? Müsilajla mücadele ediyoruz. Sularımızda oksijen yok oluyor. Cennet vatanımız iklim değişikliğinin en ağır etkilerine en açık bölgelerden biri. Akdeniz havzasında yer alıyoruz. Biz de bu ihtimalle çalışmalarımızı yapıyoruz. Tabii iklim krizinin geldiği süreçte aslında tarihi hiç sorumluluğumuz yok. Ama krizin etkisini azaltmak için maalesef sorumluluktan kaçamıyoruz. Hakkaniyetli ve çözüm odaklı Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde iklim diplomasisi yürütmekten yine saygıdeğer eşi Emine Erdoğan Hanımefendinin himayelerinde iklim değişikliğini etkilerini azaltacak projeleri yapmaya devam ediyoruz.”
TARIM VE ORMAN BAKANI YUMAKLI: HEM KURAKLIK HEM DE SELİ AYNI ANDA YAŞAYAN BİR ÜLKEYİZ
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise, “Hem kuraklık hem de seli aynı anda yaşayabilen bir ülkeyiz. Tarım dış etkenlere çok açık. Dolayısıyla bir yıllık emeği garanti altına alacak uygulamalarımızın olması gerekir. İşte tarım sigortası bu manada son derece önemli. Burada iklim değişikliğinin, tarımsal üretiminin ve bütün çevresel faktörlerin bir arada olduğu bir sigorta sistematiği işte tarım sigortalarında buluşmuş durumda. Bunu da ifade etmek istiyorum. 23 yılda 11 bine yakın su ve sulama tesisi yapıldı bu ülkede. Cumhuriyet tarihinin bütün yapılan yapılarının yüzde 60'ı son 23 senede gerçekti. Yaklaşık 7.3 milyon hektarlık bir alan artık ülkemizde sulanabilir. Ne demek? Daha fazla ürün alıyorsunuz. Daha verimli ürün alıyorsunuz. Daha kaliteli ürün alıyorsunuz. Bu manada iklimsel etkilerin sonuçlarından daha az negatif etkilenme adına sulama konularına önem vermiş durumdayız. Çok önemli yine tarımsal kuraklıkla mücadele stratejisi ve eylem planını da hayata geçirmiş durumdayız. Tabii bu sene yağışlar iyi gidiyor” diye konuştu.
“2026’DA GERÇEKLEŞEN YAĞIŞLAR GEÇEN YILIN YÜZDE 75,7 ÜZERİNDE”
Sözlerine devam eden Yumaklı, “Bu vesileyle burada ilk kez açıklayacağım bazı rakamları da ifade etmek istiyorum. 2026 yılında gerçekleşen yağışlar uzun yıllar ortalamasının yüzde 32,5 üzerinde. Geçen yılın ise yüzde 75,7 üzerinde. Geçen yıldaki yaşadığımız o anormal sıcaklığın bu devasa farkını buradan görebiliyoruz. Son 66 yılın en yüksek yağışına ulaşmış durumdayız. Bütün barajlarımızın aktif doluluk oranı şu anda yüzde 81,5. Yani bu bir rekor. Hali hazırda barajlarımızda 26 milyar metreküpten fazla su depolamış durumdayız. Geçtiğimiz yıl kuraklık sebebiyle içme suyu rezervlerinde bazı şehirlerimiz sıkıntılar yaşadı. Allah hamdolsun bu sene toparlamaya başladılar. Büyük oranda da toparlandı. Ben artık Türkiye'deki illerimizin içme suyu bağlamında herhangi bir sorun yaşayacaklarını düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.





